Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

oldukça sıradan

ne denir, bilirsiniz işte.. uzun zaman boş kalan insanlar kendilerinemutlak bir meşgale arar..

17 tane "yalan" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"yalan" tagli diger ogeler resimler , videolar

bir büyük yalan şehri..

bir labirent işte.. mitolojide bir yerlerde spiral konmuş adı, çeşitli danslarla, özel adımlarla evrenin merkezine iniyorsun, toprak anayla buluşuyorsun.. buda ya göre sessizlik sanatı, yüceleşiyorsun yapılması gerektiği gibi yaptıkça, göktanrıyla buluşuyorsun.. tasavvufa göre bir kalın hırka giymek,diriyken henüz ölmek,yaradana kavuşmak nihayetinde..

kime sorsan farklı anlatır onu.. bir labirent işte..aşığa sorsan sevgilisinin gözlerindedir.. sarhoşa sorsan bir şişenin dibindedir.. yorguna sorsan kafayı yastığa koyduğu yerdedir..mecnun leyla sında bulur, yunus mevlasında onu..herkes başka başka anlatır..

peki ya bana sorsan; didik didik ederim hayatı.. bir büyük yalan şehridir, gözlerimi açmamla başladı, kapamamla biter..

yamalı ömür tahtası benimkisi..

Bugün..
öyle birgün işte..
uzaktan şöyle bir bakınca güzel,
kendi içime dalınca yine aynı..
aslına bakarsan hep aynı,hep eksik..
dün eksik, bugün eksik..
yeter artık getir benim eksik parçamı!
dön demiyorum,
gel demiyorum..
tek dediğim
geri ver götürdüklerini..

kapıcı amcaya da zahmet olacak ama..

Akşam baya bir dağıtmışız evi, iyice bir toplamak gerekecek.. Gözüm korktu doğrusu. Nerden başlasam acaba?

Hımm.. en iyisi kendi odamdan başlamak. Bi kere önce şu yerlere saçılmış müsvetteleri çöpe atayım. Sonra kıyafetleri katlayayım..
.
.
evet sıra mutfakta. Keşke yıkasaydım akşamdan bulaşıkları. Şimdi bir de mutfakla uğraşmak zorunda kalmazdım. Neyse ilk iş şu tabaklarda kalanları çöpe atayım.sonra biraz su ısıtmalıyım..
.
.
bakalım başka ne iş var yapacak? Ah evet salon. Solanda da toplanmayı bekleyen kanepe örtüleri büyük bir heyecanla beni bekliyor. Ama önce şu üzerine boya dökülen gazeteleri bir çöpe atayım..
.
.

hay Allah dolmuş çöp kutusu. Neyse zaten saat de yedi olmuş. Çöp torbasını kapının önüne çıkartsam artık kimse bir şey demez herhalde. biraz sonra gelir kapıcı amca da zaten, alır gider çöpleri..

&&&

tabi ya neden daha önce düşünmedim ki bunu? Bir torbada yüreğime geçircem bundan sonra. Dertlerle, kederlerle doldu mu, çıkarıp kapının önüne koycam torbayı. Gelsin, alsın kapıcı amca onu da..

yarın kendime daha boş bir çanta alıcam..



göz kalemi, allık,pudra, ruj, küçük bir ayna, törpü, cımbız, tarak, ufak bir not defteri, renkli-tüylü bir kalem, boncuklu bir cüzdan, bol miktarda kredi kartı.. ne mi bunlar? kısaca bir kokoşun çantasında olması gerekenler. allah korusun içlerinden biri eksik olsa çıkamaz sokağa (!)

bir de kendi çantama bakıyorum. çantamın içinde koskoca bir boşluk var.

canım sıkılıyor. ama çantamın içindeki boşluğa değil, kafamın içindeki doluluğa.. bir türlü anlayamıyorum; nasıl olur da beni çantam boş diye terk edersin??

gözümü kamaştıran beyaz, sarıya olan aşkımı unutturdu..

güneş bulutun arkasına saklanıyor. odama biraz daha karanlık çöküyor. ne alıp veremediği var bu güneşin benle? yoksa tek suçlu bulutlar mı? onlar mı tahrik ediyor günesi? ama bu güneşte de hiç mi akıl yok canım, ne diye kanıyor ki bulutların sahte sözlerine?

sıkılıyorum uğraşmaktan. güneşin keyfini bekleyecek değilim ya. çekiyorum perdemi, yakıyorum lambamı. aydınlanıyor odam. sarı yerine beyaz ışık doluyor belki ama bir yudum ışık için güneşe yalvaracak değilim ya. hem sonra, ben beyaz ışıgı da severim. (belki de sarıdan da çok)

&&&

üzülmemek sizin elinizde, kimsenin canınızı yakmasına izin vermeyin. sevgiyle kalın

yalan mı?

 

hayat sana yalan söyledim ben hep!!

son olması için yazılmış ilk mektup..

geride hiç yazılmamış yapraklar bırakarak  gidicem bu yerlerden. boş ama artık temiz olmayan sayfalar akamdan el sallamamakta, bana veda sözcükleri  sıralamamakta  ısrar edecekler. sözlerimden bir kısmı söylenmiş olduklarına  isyan ederken; henüz söylenmemiş ve hiç söylenmeyecek olanlar  derinlerde  bir yerlerde   bana gücenecek ve hatta belki küsecekler.terkettiğim ve ya terk edildiğim geceler arkamdan kıs-kıs gülecekler. ama öte yandan gündüzler de suratlarını ekşitecekler.

vaktiyle peynir gemisine yükleyip yolcu ettiğim hayallerimin demir aldığı ve benim neresi oldugunu hiçbir zaman bilmediğim (belki de bilmek istemediğim) eski adadan; posta kutuma düşen mektuplar arkamdan sövecekler artık okunmuyor olduklarına yada hiç okunmayacak olduklarına lanet edecekler.

çok zaman önce her bir kırıntısını içimden, büyük bir özenle temizlediğim aşk; gidişime aldırış dahi etmeyecek. yokluğumu zerre kadar önemsemeycek. belki birileri aşka haber verecek; belki birileri yakıp söndürdüğüm sigaraların gecemde bıraktığı ışıklardan  bahsedecek ona. ama o umursamayacak hiçbirini. ve kendini hiçbir zaman gidişimden sorumlu tumayacak ( ve ben de gidişimden hiçbir zaman onu sorumlu tumayacağım)

kirlenmiş sayfalarım arkamdan el sallamazken, sözlerim  küskünleri veya asileri oynarken, gecelerim gülüp gündüzlerim ağlarken, hayallerim ve yankıları bugüne değin hiç duymadığım küfürleri rüzgarla savururken ve    aşk uykudayken ; arkama dönüp , mazime bakmak için bir an duraksayacağım. ama içimi kavuran  " geri dön ve son bir kez bak!"  isteğine karşı koymayı ve yoluma devam etmeyi de bileceğim..

solmus nefesler bilindik türküleri tutturdugunda, gitmis olucam.. ve yorgun sesim artik susacak.. ardimdan ne bir agit ne de bir türkü yakilacak. hiçbirsey olarak geldigim dünyadan hiçbirsey olarak göçmek yine bana kalacak.tanidigim, tanimadigim herkese selamlar olsun..

Bugün ilk kez ne istediğimi bilemedim..

Bugün ilk kez istemeden doğru bir şey yaptım..

 

Önce kasedeki çorba titredi. Sonra elimi karabibere uzattım, yetişemedim. Ve derken tuzluk masanın öbür ucuna kaçtı. Ve şimdi de salata kaşlarını çattı. “Neler oluyor burada?” dedim. Hiç biri cevap vermedi.

 

İştahım kaçtı. Masanın başından kalkıp, odadaki kanepeye uzandım. Ama başımın altındaki yastık; bir hamlede kendini kurtarıp, yere atladı. Doğruldum. Kumandaya uzandım ama o da bana somurttu. Televizyon elini kolunu bağladı, açılmamakta ısrar etti.

 

“sizinle mi uğraşıcam” dedim, kendimi dışarı attım. Ama bu kez de adımlarım inat etti; gitmek istediğimin aksi yönde zorladılar, beni. son bir kuvvetle ileri adım attım. Yine olmadı. Yollar da düşman olmuş bana; kıvrılıp geri döndürdüler.

 

Yorgun düştüm, boyun eğdim yollara.. “peki, nereye istiyorsanız gidelim, bakalım!” dedim. Ve dosdoğru senin kapına getirdiler, beni. “hayır!” dedim. Ama geri de dönemedim. Son olarak sağ elim boyun eğmedi bana.. yukarı kalktı ve doğruca kapının zilini çaldı. “istemiyorum, yeter!” diye bağırdım. O sırada kapıyı açtın, ve;

 

-         hoş geldin! Girsene içeri.. bende seni bekliyordum, dedin.

-         Beni mi?

-         Hıhı, geleceğini biliyordum.. dedin

 

Oysa ben geleceğimi bilmiyordum.

 

&&&

 

Bugün ilk kez istemeden doğru bir şey yaptım.

  

Bugün ilk kez isteyerek yanlış bir şey yaptım..

Evin aynıydı.. tüm eşyalar aynıydı. Hiçbirini değiştirmemiştin. Hiç yabancılık çekmedim.. doğruca gidip o hep oturduğum koltuğa oturdum. Ve sen de geçip karşıma kuruldun, eskisi gibi.. anlattın var gücünle, dinledim var gücümle.. sözlerin aynıydı, gözlerin aynıydı. Ve dahası kalbin aynıydı.. sarıp sarmalandım bir an senle..

 

Ama karalıydım gidecektim.. başta koltuk izin vermedi kalkmama. Ama kurtuldum ondan.. ve kapının dışında buldum kendimi isteyerek..

 

&&&

 

Bugün ilk kez isteyerek bir yanlış yaptım..

 

Bugün ilk kez ne istediğimi bilemedim..

 

Kalabalık sokaklar, ben ilerledikçe boşaldı, bugün..amaçsızca yürümek istemedim, bugün.. ama bulamadım evimin yolunu yada evinin yolunu..

 

Ne pişman olabildim  ne de gururlu..

Kendimden ayrılıp, kendime gitmiştim birkaç tiktak önce ve peşi sıra ayrılmıştım kendimden yine.. hem de söverek bu kez..kendim  bu kadarını kaldıramazdım, tahammül edemezdi bunca kötü söze.. bir daha aklına her estiğinde dönmesin diye; kilitledim kapıları  kendimin ardından. Hiç niyetim yok; kendimin  kendimi yeniden üzmesine, izin vermeye..

 

Kendimi kalabalık sokaklara bıraktım şimdi ve nihayet kendi yalnızlığımla baş başayım..

 

&&&

 

Bugün ilk kez ne istediğimi bilemedim..

sırf arslan doğuruyor diye karıncanın karısını boşadığını, kışın yanan yazın donan sardunyanın bir gece yarısı şehri terettiğini, uçağa çarpan kadının tazmiinat ödediğini, gökyüzünde yıldızların  güneşin üzerini yorgan gibi kapladığını, nefes alıp vermeden  yaşayabilen bir kalbin yazlık sinemada baş rol oynadığını, nicelerinin gelip nicelerinin göçtüğünü gördüm, duydum.

oluk oluk su akan  çeşmenin altındaki bir küçük bardağın dolmadığını, bir bavulun yalnız başına dünyayı dolaşamadığını, rüzgarın keyfi kaçınca daha şiddetli esmediğini, çay kaşığının şekersiz bir fincanda vir anlam taşımadığını, yaramazlık yapan çocukların ağzına biber  sürülmediğini,  yaraya merhem sürünce daha iyi olmadığını gördüm, duydum

anlamların,  yalnızca anlamsızlıkların varlığında  mana bulduğunu gördüm, duydum.

senin, yalnızca sana ben değer verdiğimde  değerli oldugunu gördüm duydum.

inanma sen  bana yine de..

 

 

 

bugünden, kırk sene sonraki bugüne..

birkacmektup_CA671FXU heyy koca hatun,
dalmışsın yine hatıralara, yaymışsın yine ne kadar sararmış yaprak varsa masanın üzerine.. ama bu kez kızmıyorum sana, vakti gelmişti ne de olsa.. sabrettin bunca yıl okumadıbn birkez olsun bu yazdıklarımı yada yazdıklarını..
sana en son beş yıl önce yazmıştım, bugün kağıt kalemi elime almadan önce baktım, duruyor hala sakladığım yerde. çıkartmadım yerinden okumadım yazdıklarımı. biliyorum ki sende okumayacaksın vaktinden önce ne bunu ne de diğerini..
neler değişti o günden bugüne, peki? niye yazıyorum sana yeniden?
aslında değişen hem çok şey hem de hiçbirşey.. okulum, arkadaşlarım, dostluklarım, okuduklarım, dinlediklerim değişti. ama hani içimde durmadan soluyan bir ben vardı ya, o hiç değişmedi beş senedir. hala soluyo.. bazen derinden temiz havayı, bazen kesik kesik sigarayı.. ama hala soluyo..
kişilerden bahsetmem ben bilirsin. isimler bugün var yarın yok yanımda. ama sana beş yıl önce anlattığım hikayelerde sonlandı birkaç zaman önce. sonlanırken onlar, hafiften canım yandı ama şimdilerde ince bir kabuk kapladı üzerlerini. boş durmuyorum ben bu arada. elimde bir iğne, mümkün olduğu kadar derine batırıyorum.. yüreğimde yeni yaralar açıyorum ama kabuk tutan yerlere dokunmamayı da öğrendim artık. sonuçları gören de bilen de sensin koca hatun. ahh ben şu mektubu yazarken satır aralarından çıksan da anlatsan bana yok olacakları ve izi kalacakları..
biliyorum ki sende saklı benim geleceğim. ama benimde elimde senin geçmişin.. hangimiz daha cok seye sahibiz diye düşünüyorum şimdi istemeden. senin elinde yaşanmışlıkların, benim de yaşanacaklarım. ama elimde olmadan da merak ediyorum senin yaşanmışlıklarını ve benim yaşanacaklarımı..
şu ara sabah yüzümü yıkarken aynaya bakmamaya çalışıyorum pek. çok daha çirkin hissediyorum kendimi.. aynadaki yansımamla karşılaşınca moralim bozuluyor, günüm kötü geçiyor. peki sen ne alemdesin? umarım yoktur böyle bir sorunun.
bir de bu aralar dağınığım çok. evet, her zaman dağınıktım ama hiç bu kadar olmamıştı. herşey heryerde.. aradığımı bulmam okadar vaktimi alıyor ki. haklısın düzene sokmalıyım, bu gidiş iyi değil hiç..
yok ama hep kötü değil hayatım. iyi şeylerde oluyor. senin yaşanmışlıklarına güzel şeyler katmaya çalışıyorum. iki gerçek dostum var hep yanımda olan.. herşey geçici de kalıcı olan dostluklar ne de olsa.. sen daha iyi bilirsin gerçi bunu.. bu arada sormadan edemiycem; dostlarım bugün de senin yanındalar de mi? lütfen cevabın hayır olmasın!
aa.. sadece bu kadar değil. senin için yeni şeyler öğrenmeye çabalıyorum. mesala yazı keman öğrenerek geçircem, sırf sen yanlız başına kaldığında sıkılma, eline kemanını al, dünden bugünden çal diye yapıyorum bunu. tamam kötü bir yalancıyım, ama bunu gercekten ikimiz için istiyorum..
başka, başka.. ne taşısam ki dünden sana?
ah be koca hatun ne çok şey vardı mektubuma başlarken anlatacak şimdi hepsi uçup gitti. neyse kısa keseyim bu seferlik, hem sende başını dinle biraz..
gecen sefer bitirirken kullandığım kelimeyi artık kullanmıyorum, onun yerine diyorum bitirişlerde.. ama sana bunu söylemek de anlamsız olacak şimdi. hiç bir zaman görüşemiyceğiz senle koca hatun!
napalım diyeyim o zaman..
kal saglıcakla..